çanta


Çantam bensiz metrobüsle mini bir yolculuk yaptı 2017 yılında.. 

Üniversite ikinci sınıftaydım. Kaldı ki şu an üniversite ikinci sınıftaydım diye belirtmek biraz garip geliyor. İnsanın hayatta kabullenmekte zorlandığı şeyler vardır ya hani heh ben de mezun olduğumu kabul edemiyorum. Neyseee. Üniversite ikinci sınıf benim için hayatımın en yorucu senesiydi. Bir yandan çalışıp bir yandan okuyordum çünkü. Üniversitemizde kısmi zamanlı çalışma programı vardı ve onun kapsamında çalışıyordum okula bağlı yani maksat üç beş kuruş fazladan para girsin cebimize. Malum öğrencilik zor zanaat. Öyle ki 100 lira fazladan bir şekilde elinize geçse "Oha lan ne sevap işledim acaba" diye düşünüyorsunuz. Burs malum bir yere kadar. Hele ki benim gibi iki saatlik bir yolculuk sonucu okulunuza ulaşıyorsanız bursun yarısı yola gidiyor gibi bir şey oluyor zaten. Bursa ek olarak haftada bir değil de iki kere kahve içebileceğimiz kadar bizi rahatlatan bir paraya çalışıyorduk. Sınıf arkadaşlarımın çoğuyla aynı sene iş arkadaşı da olmuştuk. Allahtan birbirimizi seven, anlaşan insanlardık da sorun yaşamadık hiç. Ay çok yorucu zamanlardı gerçekten ama bir o kadar da eğlenceliydi. Kısmi zamanları çalıştığımız için okul olmadığında iş, iş olmadığında okul mantığıyla yönetiyorduk süreci. Bu süreç benim için şu şekilde ilerliyordu sabah ya Büyükçekmece'den Göztepe'ye okula gidip Altunizade'ye geçiyordum iş için ya da sabah Büyükçekmece'den Altunizade'ye gidip oradan Göztepe'ye geçiyordum. gün ya Göztepe'de ya Altunizade'de sonlanıyor fakat varış noktası hep aynı Büyükçekmece... Bütün bu süreç içerisinde haliyle sabah 05.45'te kalkmam en geç 06.30'da yollara düşmem gerekiyordu dönüşüm de 19.30 oluyordu. Tüyap'a vardığımda hala yarım saat yolum olmasına rağmen "Oh be eve geldim" diyordum. Ben de deli miyim neyim o kadar yol çekilir mi be kızım. Eve geldin yemek yedin azıcık sosyal medya cart curt derken uyu uyan sar başa aynı tempo. Bu sırada da kimse demiyor size yani çalışıyor musun diye ödevler, vizeler, finaller... Yalan yok başarılı bir öğrenciydim. Hani şu "Ben çalışamadım çok yeğaaa" deyip yüksek yüksek notlar alan uyuzlar vardır ya heh işte o bendim. Ama herkesin hesaba katmayı unuttuğu bir şey vardı, bu kız okula gelene kadar iki saatlik yolda bir sınavı rahatlıkla halledebiliyordu. Aman havamı da attım yeter. 

Altunizade'de üniversitemizin ilahiyat fakültesinin arşivinde çalıştım. Yani ilahiyat fakültesi ve ben tarihte ilk ve son kez bu şekilde bir araya gelebilirdik sanırım. Mor saçlarım daha o sene yaptırdığım dövmem ve ben ilahiyat fakültesindeyiz. Zaten haliyle başı örtülü olmayan tek insanlar bizdik arşivde çalışanlar olarak direkt böyle şaaaak diye seçiliyorduk. Fakülte çok güzeldi ya ve cidden fakülteye girdiğinizde içinizi huzur kaplıyordu herkes güler yüzlü herkes bir mutlu sevecen. Aşırı güzel bir atmosfer hakimdi genel olarak. Biz de arşivde belge ayıklıyoruz, ataş söküyoruz, sisteme veri giriyoruz şarkılar türküler eşliğinde... Yine git deseniz yine giderim yine çalış deseniz yine çalışırım yani.

Günlerden bir gün -daha havaların ısınmadığı bir zamandı çünkü montum vardı üzerimde- sabahtan pıtı gitmişim arşive, öğlenden sonra okula gitmişim derse girmişim falan inanılmaz yorgunum yine. Okuldan çıktım Söğütlüçeşme durağında iki gözümün nuru AS'yi bekliyorum. Avcılarda inip bir daha metrobüs oradan Tüyap sonra minibüs. AS ve BZ'de o kadar çok anım var ki. Ama sanırım cidden en garibi bu. O kadar yolu yorgun argın gidince metrobüs koltukları biranda konforlu bir yatağa dönüşüyor. Kütük gibi uyuyorsunuz yemin ederim bomba patlasa uyanmam metrobüste uyurken. AS geldi her zamanki yerime kuruldum. 3. kapıdan binince sağda bir tekli vardır hani oturdum ona. Minik bir sırt çantam vardı koydum ayağımın altına, kafamı da yasladım solumdaki cama. Avcılar'a varana kadar ben çoktan kendimi uykunun o tatlı kollarına bırakmışım zaten. Ama nasıl da güzel bir his o var ya. Okmeydanı ve Avcılar arası 10 dakika falan gibi geliyor insana ya müthiş bir şey. Ben güzel güzel uyurken bir kadının dürtmesiyle uyandım. İşte geldik son durak falan filan diyor. Bu bir metrobüs dayanışmasıdır bu arada uyuyan biri kaldıysa son durakta birileri mutlaka uyandırır benim de çok var milleti uyandırmışlığım. Kadına çok teşekkür ettim falan indim metrobüsten uyku sersemi. Bir şey eksik.. Lan.. Hayır ya.. Çantam bastı gidiyor bensiz. Fark etmemle metrobüsün peşinden koşma gibi bir kekoluk yaptım ama ne yapayım uyku sersemi o geldi aklıma ilk. Ulan dedim gitti her şeyim. Yemin ederim nasıl bir ineksem aklıma gelen ilk şey "O kadar da not tutmuştum bugün ya" oldu. Sonradan dedim ki kızım kartlar, kimlik, para... Montumun cebinde akbilim, okul kartım, sigaram, telefonum ve kulağımda da kulaklıklarım var. Yani bu şekilde en azından o haftayı bitiririm o net. Yine de bunun salak bir düşünce olduğunu çabucak ayıldım ve koşa koşa merdivenleri çıkıp güvenliğe gittim. Nasıl nefes nefese ve panikle sorduysam adamcağız başıma başka bir şey geldi sanıp heyecan yaptı. Ne oldu falan filan derken ağzımdan sadece "Çantam.." çıktı o an. İşte çalındı mı noldu falan diye sordu güvenlik. Yok dedim böyle böyle uyumuşum gitti çantam. Tamam dedi bir şey olmaz garaja gitmiştir işte aşağıya inin falan dedi. Aşağıda da minik bir güvenlik kulübesi var. Orada da şeker bir amca güvenlikçiydi. İşte diğer güvenlikçi durumu özet geçti şeker güvenlikçi amca da beni sakinleştirdi tamam kızım buluruz merak etme falan deyip su verdi sağolsun. İşte bunun nasıl mümkün olabildiğini sordu. Dedim böyle böyle uyumuşum falan. Ah dedi okuyor musun çok mu yoruluyorsun falan filan derken amcanın da akranım kızı olduğundan tut şehir dışında olduğuna kadar birçok gereksiz bilgi edindim ama o sırada düşündüğüm tek şey çantam. Yemin ederim başka gün olsa oturur dinlerim amcayı. Ama o an söyledikleri kulağıma sadece ses olarak geliyor beynim işlemiyor yani kulağıma bir şeyler çarpıp gidiyor. Sonra şeker amca garajı aradı, hangi koltukta olduğumu, çantamı falan tarif etti. Buldular çantayı. Derin bir nefes aldım oh be dedim. Hayatımda herhalde bir kez görebileceğim bir manzaraya şahit oldum. Bomboş bir metrobüs (Avcılar'dan Söğütlüçeşme yönüne gidecek olan) durağına yanaşıyor.. İçinde bir adam ayakta duruyor ve gururla çantamı tutuyor elinde. Güvenlik kulübesinin orada duruyor metrobüs bu muydu çanta diye çantam uzatılıyor bana. Ay evet buydu teşekkür ederimdi sağolun çok bilmem neydi derken çantama kavuşmanın huzuruyla evime döndüm. 

O günden sonra da bir daha çantamın askısını boynuma asmadan uyumadım metrobüste. 

BİDDİ.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

selam